Ozon tabakası, güneşin zararlı ışınlarını nasıl engeller?

Ozon (O3) gazı, oksijen gazının yine oksijen atomları ile girdiği bir reaksiyon sonucunda oluşur. Bu gaz, yeryüzünden yaklaşık 15 km. yüksekte bulunan stratosferin önemli bir bileşenidir.
Güneşin düşük dalga boylu ve yüksek dalga boylu mor ötesi (UV) ışınları, biyolojik evrim sürecinde maruz kalınmadığı için, çoğu organizma için oldukça zararlıdır. Biyologlar, canlı organizmaların dünya üzerinde görülmeye başlamasının, ozon tabakasının oluşumunun tamamlanmasıyla birlikte (yaklaşık 600 milyon yıl önce) ortaya çıktığını savunmaktadır. Bu nedenle de, canlılar, güneşin bu dalga boylarındaki ışınlarına evrim süreci boyunca maruz kalmamışlardır. Neyse ki, güneşin bu zararlı ışınlarının bir kısmı atmosferin yüksek tabakalarındaki O2 tarafından, bir kısmı da stratosferde bulunan ozon tabakası tarafından soğurulur. (daha fazla…)

Published in: on Aralık 18, 2008 at 21:56  Yorum yapın  
Tags:

Neden saatlerimizi 1 saat ileri alırız?

Birinci Dünya Savaşı süresince birçok ülke saatlerini yılın belli aylarında yeniden ayarlamaya başladı. Bunun amacı günün aydınlık saatlerini, insanların uyanık oldukları zamana uydurmak, dolayısıyla evlerde ve sokaklarda yanan lambalar için gerekli enerjiden tasarruf sağlamaktı.
Bugün de aynı uygulamaya devam edilmekte, Nisan ayının ilk pazar gününde saatler bir saat ileri, Ekim ayının son pazar gününde ise bir saat geri alınmaktadır. Diğer bir deyişle ilkbaharda size kaybettirilen bir saat, sonbaharda geri verilmektedir. (daha fazla…)

Published in: on Kasım 9, 2008 at 23:44  Yorum yapın  
Tags:

Neden saçımız uzar?

Vücudumuzdaki kılların çok önemli görevleri vardır. Saçlarımız başımızı yazın güneşten, kışın soğuktan korurlar. Kaşlarımız terimizin, kirpiklerimiz küçük parçaların gözümüze girmelerine engel olurlar. Burun ve kulaklarımızdaki kıllar tozların girmesini önler. Vücudumuzdaki diğer kıllar ise derimizi serin tutar, ısı kaybım önler. (daha fazla…)

Published in: on Kasım 9, 2008 at 23:43  Yorum yapın  
Tags:

Neden şemsiyelerin çoğu siyahtır?

Şemsiyeler ilk olarak 3400 yıl önce Mezopotamya’da, bir rütbenin, bir ayrıcalığın sembolü olarak kullanılmaya başlandı. Bu ilk şemsiyeler Mezopotamyalıları yağmurdan değil, yakıcı güneşten korumak için kullanılıyordu.
Şemsiyeler yüzyıllar boyu hep güneşten korunmak için kullanıldı. Bugün bile bazı Afrika kabilelerinde şefin arkasında yürüyen bir şemsiye taşıyıcısı görülmektedir. Hatta İngilizce’de şemsiye anlamındaki ‘umbrella’ kelimesi, Latince gölge anlamına gelen ‘umbra’ kelimesinden türemiştir. (daha fazla…)

Published in: on Kasım 9, 2008 at 23:42  Yorum yapın  
Tags:

Un Neden Tehlikelidir

Tarihte kayda geçen ilk un patlaması 1785 yılında İtalya’da Turiri’de bir ekmek fırınında, bir lambanın un tozunu tutuşturması sonucu oldu. Ölüme ve fazla zarara yol açmayan bu patlamadan sonra konu unutuldu gitti.Modern günlerimizin başlangıcında, insanlık tarihinin ana gıdası ekmeğimizin en önemli girdisi olan unun çok ciddi bir şekilde yanarak patlayabileceğini kime söyleseniz herhalde şaka kabul eder gülerdi. 1981′de ABD’de büyük bir hububat silosu infilak edip, 9 kişi ölüp, 30 kişi de yaralanınca gülmeler durdu. 1988′de hububat bulunan yerlere belirli bir emniyet standardı getiren kuralların uygulanmasına başlanılmasına rağmen 90′lı yıllarda sadece ABD’de undan kaynaklanan ortalama yılda 13 patlama oldu.Peki nasıl oluyor da un bu kadar tehlikeli bir şekilde patlayabiliyor? Sebebi basit. Çünkü o bir karbonhidrat. Havada toz olarak asılı duran (daha fazla…)

Published in: on Kasım 9, 2008 at 23:42  Yorum yapın  
Tags:

Neden ışıldaklar bozulur?

Hepimizin evinde bulunan, sadece elektrikler kesildiğinde aklımıza gelen ışıldakların bozulma (daha az dayanma vs..) sebebi sürekli elektrik prizine bağlı olmalarıdır. Şarjlı cihazlarda en önemli kural şarj işleminin enerjinin tamamen veya çok az kaldığı zaman yapılması gerektiğidir! Eğer telefon, şarjlı pil veya ışıldak veya herhangi bir şarjlı aleti sürekli şarj edilme durumunda bırakırsanız o aletin içindeki akü görevi gören pilin kapasitesinin sürekli düşmesine ve bu da pilin ömrünün sonlanmasına sebep olur.

Not .: Şarjlı piller üzerlerinde “Rechargeable” yazan pillerdir. Alkaline piller şar edilebilir özellik taşımaz! Normal çinko ve karbon pilleri şarj etmeye çalışmayın. Bunlar hem şarj cihazınıza zarar verebilir (örneğin pillerin akıntısı şarj cihazınızı kullanılamaz hale getirebilir) hem de patlama ve yangınlara sebep olabilir! Ve lütfen eski, bitmiş pillerinizi güvenli bir şekilde imha edilmelerine özen gösterin. Çöpe veya sokağa attığınız her bir pil çevresindeki 1 metreküplük alanı radyoaktif Radioactive ışınlarına maruz bırakır. Bu da o çevrede hiçbir canlının (insan dahil) yaşayamaması demektir. Bunların verdiği zararlar gözle görülmez. Ancak kanser olununca farkedilir. O yüzden başınıza gelmesin beklemeyin

Published in: on Kasım 9, 2008 at 23:41  Yorum yapın  
Tags:

Sümerler

Sümerlerin; yazıyı kullanan ve tekerleğin resmini çizen ilk halk olduğunu, yapılarda tuğla ve kerpiç kullanımı, evlere kadar getirilen su yolları ve kanalizasyon sistemi, han ve motel yapımı gibi mimari ilklerin yanısıra, şehirleşmeyi başlattıklarını, yazılı kanunlar ile hukuk sistemi oluşturdukarını, ayın hareketine göre seneyi 12 aya, ayı ise haftalara bölerek bir takvim oluşturduklarını ve haftada bir günü dinlenmeye ayırdıklarını, matematikte onlu ve altılı sistemi kullandıklarını, tıbbın ve cebirin Sümerlerle başladığını biliyor muydunuz?

Sümerler

Published in: on Kasım 9, 2008 at 23:40  Yorum yapın  
Tags:

Henry Cavendish

Fizik ve kimya alanındaki çalışmalarıyla birçok ilki gerçekleştiren Henry Cavendish ‘in özellikle elektrik konusundaki son bulusu ilginç ve önemlidir. Çünkü Cavendish elektrik akımını ölçmek için kendi vücudunu kullanıyor, akım şiddetini kestirebilmek için elektrotların uçlarını elleriyle tutarak, elektrik şokunu parınaklarında mı, bileklerine kadar mı, yoksa dirseklerine kadar mı duyduğuna bakıyordu. Yüz yıl kadar sonra, Cavendish’in notları bulununca, bütün bu araştırmaların İskoçyalı büyük matematiksel fizikçi James Clark Maxwell tarafından yinelendiğini biliyor muydunuz?

Henry Cavendish

Published in: on Kasım 9, 2008 at 23:40  Yorum yapın  
Tags:

Prof. Dr. Mustafa İnan

Oğuz Atay’ın “Bir Bilim Adamının Romanı” kitabında anlattığı kişinin Atay’ın hocası Prof. Dr. Mustafa İnan olduğunu, yapı statiğindeki önemli çalışmalarıyla tanınan, dünyada ”Taşıma Matrisi” probleminde ve “Foto-elastisite” konusunda araştırma yapmış ilk Türk bilim adamı olan İnan’ın öğrencilerine, ” Peki insanlar bir fizikçinin ne işe yaradığım anlayabilir mi?” diye haşlayıp; bir toplantıda karşılaşan Einstein ve Şarlo’nun aralarında geçen aşağıdaki diyalogu anlattığını biliyor muydunuz?

Hayran

Published in: on Kasım 9, 2008 at 23:39  Yorum yapın  
Tags:

Archimed

Arşimet banyoda yıkanırken suyun kaldırma kuvvetini bulur. Buluşunun heyecanıyla “Eureka! Eureka!” (”Buldum! Buldum!”) diye bağırarak çırılçıplak sokağa fırlar. Arşimet’in, bu ünlü hikâyeyisini hepimiz biliriz. Ya Sicilya Adası ‘m kuşatan Roma donanmasına karşı adayı uzun süre savunduğunu, yaptırdığı mancınıklarla gemileri dövüp, aynalarla güneş ışınlarım yansıtarak gemilerin yelkenlerini yaktığını, makara sistemiyle gemileri kaldırıp kaldırıp suya vurduğunu, Arşimet’in Roma ordusunun korkulu rüyası olduğunu biliyor muydunuz!

Archimed

Published in: on Kasım 9, 2008 at 23:39  Yorum yapın  
Tags:
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.